GO NEDIR, TARIHCESI, GELISIMI, KURALLARI

GO NEDIR, NASIL OYNANIR?
Japonca'da çevreleme, sarmalama anlamını taşıyan Go; "kökten gelişen taş" oyunudur. Oyununa baslarken tahta bostur ve teker teker hamle yapılarak tahta üzerinde bir kök, bir temel yaratma, rakibi çevreleyip yok ederek maksimum alanı elde etme esasına dayanan bu oyun birçok özelliği ile bir nevi bir savaşı andırır.
GO 19X19 boyutundaki bir tahta (goban) üzerinde, 181 adet siyah, 180 adet beyaz taş ile oynanan iki kişilik bir oyundur. Kuralları oldukça basit olan oyunu herkes oynayabilir. Ancak kullanılacak stratejilerin sınırsız olması nedeniyle GO öğrenmesi birkaç dakika, ustalaşması ömür boyu süren bir oyun olarak anılır.
TARİHÇESİ
Hala oynanan en eski oyun olan Go'nun temelleri 4000 yıl öncesine dayanır. Bir efsaneye göre İmparator Yao (M.Ö 2357-2255) Go'yu, oğlu Dan Zhu'yu aydınlatmak, bilgeleştirmek için bulmuştur. Başka bir efsaneye göre Shun (M.Ö 2255-2205) Go'yu pek de parlak bir zekaya sahip olmayan oğlu Shang Jun'u eğitmek amacıyla bulmuştur. Brittanica Ansiklopedisine göre Go, Çin'de milattan önce 2306 yılında, Encyclopedia Americana'ya göre ise milattan önce 2300 yılında bulundu. Her ne kadar, Go' nun kimin tarafından ne zaman bulunduğu kesin olarak bilinmese de, konu ile ilgili hemen tüm kaynaklar Go'nun ilk defa Çin'de oynanmış olduğuna işaret etmektedir.
GO tarihinde en çok dikkati çeken nokta, girdiği ülkelerin entellektüel hayatına ve kültürüne yaptığı etkilerdir. Go Çin'deki uzun macerası boyunca ülke yönetimine, savaş stratejilerine ve sanat yapıtlarına kaynaklık etmiştir. Japonya'da da GO yanlızca bir oyun gözüyle bakılmamış; bir yaşam felsefesi, bir yol haline gelmiştir.
Go, Japonya'ya M.S. 735 yıllarında Tenpyo Dönemi'nde Japonya'nın Çin'e gönderdiği elçi Kibi Daijin'in bu oyunla geri dönmesi ile girmiştir. Sonraki iki yüzyıl boyunca Go saraydan (Kyoto) dışarı çıkmamıştır. 13. yüzyılın başlarında, Go samurai tabakasında iyice yaygınlaşmış ve halk arasında oynanmaya başlamıştır. Bir rivayete gore generaller ve büyük savaşçılar Go tahta ve taslarını savaşa taşırlar, savaşın cok kanlı olması durumunda oturup Go oynarlar ve savaşın galibini Go tahtasında belirlerlermiş.
Çin'de Wei-Qi denen oyun Japon topraklarına ayak bastıktan sonra Go adını almış ve gelişmesinin ikinci bölümü başlamıştır. Bu günkü genel kabul gören kuralların oluşumu Japonya'daki gelişiminin sonucunda oluşmuştur. Japonya'da Go öğreten okulların kurulmasıyla, Go'nun gelişimi hızlanmış ve yaygınlaşmıştır.
1600'lü yıllarda 4 Go okulu kurulan Japonya'da, okullar arasında yapılan yarışmalarda birinci olan oyuncunun Go Bakanı (go-doroko) olarak atandığı ve bu paralelde oyunun hem seviye hem de popülerlik açısından daha çok geliştiği rivayet edilmektedir. 1800’lü yılların sonlarına doğru Meiji inkılâplarıyla birlikte, Go Japonya’da kısa bir düşüş dönemi yaşasa da, 1920’lerde Japon Go Derneğinin kurulmasıyla tekrar canlanmıştır. Bugün Japonya'da büyük gazetelerde ve televizyon kanallarında, Go Oyununa oldukça büyük yer ayrılmakta, en iyi Japon Go oyuncuları, ülkede en meşhur kişiler arasında sayılmaktadır.
Go oyununa "Baduk" adı verilen Kore'de, profesyonel sistem 1950'li yılarda, Çin'de ise 1978 yılında kurulmuştur. Önceki dönemlerde Japonya-Çin arasında başlayan Go turnuvaları, diğer ülkelerin de katılımıyla genişlemiş ve popülerlik kazanmıştır.
Bundan 20 yıl öncesine kadar, Go ustaları arasında yapılan karşılaşmalar hiç duyulmazken, bugun pekçok ülkede Go Dernekleri ve Federasyonları bulunmakta, çok sayıda uluslararası turnuvalar düzenlenmektedir.(bkz:http://gobase.org/information/organisations/)
KURALLAR
- Go, üzerinde dikey ve yatay kesişen çizgilerden oluşan bir kare tahta üzerinde oynanır. Go tahtası boyutları 9x9, 13x13 ya da 19x19 çizgi olabilir; 19x19 resmi turnuva boyutudur.
- Oyuna boş bir tahta üzerinde başlanır. Ancak oyuncular arasında seviye farkı varsa, seviyeyi eşitlemek için tahta üzerine handikap taşları yerleştirilerek oyuna başlanır. Handikap taşları, tahta üzerinde belirtilmiş olan koyu renkle belirtilmiş noktalara -hoshi- yerleştirilir.
- Go oyununda hamleler çizgilerin kesişim noktalarına yapılır.
- Go oyununda ilk hamleyi siyah yapmaktadır. Handikaplı oyunlarda, zayıf taraf daima siyah olur ve oyuna beyaz başlar.
- Go oyunu sırasında bir veya daha çok taş, çevresi tamamen çevrilerek -çevrelerindeki tüm açık noktalar (nefes noktaları)- doldurularak esir alınabilir.

- Bir taşın, nefes alma noktaları tahta üzerindeki konumlarına göre en fazla 4 en az 2 dir.
- Go'da aşağıda görüldüğü gibi aynı tahta pozisyonuna neden olacak hamleler yasaklanmıştır.Bu kavram Ko (sonsuz döngü) olarak adlandırılır.

-
Yukarıda kurallar basitçe aktarılmaya çalışılmıştır. Kuralların ve oyunun detaylı anlatımı için lütfen aşağıdaki siteleri ziyaret ediniz.
http://gobase.org/studying/rules/?id=11&ln=tr
http://kgs.kiseido.com/tr_TR/tutorial/
Asağıda Go Tahtası (Goban), Go Taşlari (Go-ishi) ve Taş Kaplarını (Goke) görüyorsunuz.
GO'da taşlar oyun tahtasına sıra ile konulur. Tahtanın üzerine konulan siyah ve beyaz go taşları (go-ishi) kökenleri binlerce yıl öncesine kadar uzanan Yin-yang'in karşılıklı etkileşimini simgeler. Yin-yang felsefesini taban alarak yaratılan oyunda; siyah ve beyaz sürekli olarak birbirlerini çevrelemeye çalışırlar. Taşlar hareketsiz ve eşdeğerdedir. Fakat birbirleri arasındaki stratejik konum oyunun yapısını belirler. Bir GO oyuncusu tahtada gerçek hayatı yaşar. Yapılmış hamleler anılar gibidir; hatalar değiştirilemez ve oyun boyunca ayağınıza bağ olur. Hamle yaşanan andır; acı çekersiniz, mutlu olursunuz, hayatta kalabilmek veya rakibi yokedebilmek için çalışırsınız. Gelecek ise yapmayı düşündüğünüz hamlelerde gizlidir.
Go oyununda yaşamak için iki göz esastır. Eski bir AGA dergisindeki Go ve Zen adlı yazıda, oyunda yaşayabilen en küçük iki göze sahip olan grup, aileye benzetilir. Ailenin temeli anne ve babadır, bu iki göz de anne ve babaya benzetilmiştir; bir çekirdek aile yıkılmadan büyüyebilir ve yok edilemez. Sadece büyümesi engellenebilir. Eğer çevresi açıklık ise sağlam bir yapıyla desteklendiği taktirde genişleyerek büyüyecek ve tüm çevresini kaplayacaktır. Bu gelişmeye sadece başka bir sağlam aile yapısı engel olabilir. Bu grupların (aile) genişlemesi tüm alan bitinceye kadar devam edecek ve tüm alan bittiğinde oyun da bitecektir.
GO bir strateji oyunu olması nedeniyle satranca benzetilir. Ancak her iki oyun arasında büyük farklar vardır. GO'da oyunun başında tahta boştur. Go taslarinin belirli bir puan degeri yoktur, çünkü bütün taslar ayni sekle sahiptir. Taslarin degeri ancak tahtadaki yerlerine göre olusur, ama pozisyonlara göre bunlari bulmak oldukça zordur. Oyunu iyi bilen biri niye tasi suraya degil de onun yanina oynadigini yeni baslayan birine kolay kolay açiklayamaz. Taslarin tahta üzerindeki konumlarini gezegenlerin gökadalardaki konumlarina benzetebiliriz aslinda. Az ya da çok hepsinin birbirine etkisi vardir. Yeni baslayan oyunculara oyunun nasil gelistigi anlasilmaz gelebilir. Hamleleri yaparsiniz ve bir anda ne olup bittigini anlamadan küçük bir alana hapsedildiginizi anlarsiniz. Tecrübe kazandikça oyunun gelisimini kontrol edebilecek hale gelirsiniz.
Bilgisayari gelismis bir hesap makinesi olmaktan kurtarmaya calisan yapay zeka arastirmalari, satranç sampiyonlarini bile yenmeyi başarırken, Go Oyununda bilgisayara kuralların öğretilmesi (25 kyu seviyesi) ancak 1980 yılının sonlarına doğru gerçekleşmiştir ki bu durum herhangi bir insana 5 dakika içinde anlatılabilecek bir durumdur. Yaklasik 20 seneden beri, herhangibir profesyonel oyuncuyu yenebilecek bir bilgisayar programi için milyonlarca dolarlik ödüller bulunmakta! Ancak bugün Go Oyunu içini hazırlanmış bilgisayar programları ortalamanin altinda bir amatöre denk gelecek seviyeye ancak ulaşabilmiştir.(Ortalama 10-15 kyu) Bir başka konu ise savasin yalnizca bir cephede degil pek çok cephede geçmesidir. Bilgisayarin kontrol edemedigi seylerden biri de hangi cepheye ne zaman önem vermesi gerektigi, hangisinin daha önemli oldugudur. Bu anlamda satrançta olası değişik oyun sayısı 10 üzeri 120 iken, GO oyununda bu sayı 10 üzeri 761'dir. Bu olasılık farkı aradaki farkın ne kadar büyük olduğunu göstermektedir. Tum olasılıklar hesaplanamayacagı icin (361 !), oyunda başarılı olmak için mantıksal-sistematik bir düşünce yeterli değildir, “hissetmek" gereklidir. Bilgisayarlar tasarlanmış olarak, bilgiyi çok hızlı işlerler ama hissedemezler.
Derler ki : "Chess is a game of destruction and go is a game of construction - Satranç bir yıkım oyunuysa Go bir yapım oyunudur."
Go'nun ayırdedici ve üstün özelliklerinden biri de denge ve eşitliktir. Oyuncular arasındaki seviye farkını gidermek için tahta üzerine bazı taşlar -handikap taşları- konmuş olarak oyuna başlanr. Bu durumda her iki tarafın da oyundan keyf alabilmesi, güzel bir oyun çıkartabilmesi için aynı güçte/deneyimde olmasına gerek yoktur.
Japon psikologlar GO oyunu oynayan çocuklar üzerinde birçok araştırma yapmışlar, GO'nun bir çocuğun doğuştan gelen kabiliyetlerini en iyi geliştiren yol olduğu sonucuna varmışlardır. Japon bilimadamlarına göre çocukların 4-5 yaşlarında GO oynamaya başlaması mümkündür. Çocuklar düşünmeyi, yoğunlaşmayı bu keyifli oyun sayesinde öğrenirler.

